20 Haziran 2012 Çarşamba

Kalp Kapağı hastalıkları



Kalp Kapağı hastalıkları
◊ “Kalp damar sistemi” bölümünde de anlatıldığı gibi kalpte 4 kapak vardır ve bu kapaklar kanın hangi yönde hareket edeceğini düzenler:
- Vücuttan gelerek sağ atriumda toplanan kanın kalbin gevşemesi sırasında sağ atriumdan sağ ventriküle geçmesine izin veren ama kasılma sırasında sağ ventrikülden sağ atriuma geri kaçmasını önleyen ve üç yaprakçıktan oluşan “trikuspid kapak”
- Kalbin kasılması sırasında sağ ventrikülden pompalanan kanın pulmoner artere geçişine izin veren fakat gevşeme sırasında sağ ventriküle geri kaçmasını önleyen “pulmoner kapak”
- Pulmoner arter vasıtasıyla akciğerlere giden; burada oksijenlenen ve karbondioksitten arınarak pulmoner venler yoluyla sol atriuma dönen kanın, kalbin gevşemesi sırasında sol atriumdan sol ventriküle geçişine izin veren fakat kasılma sırasında sol atriuma geri kaçmasına engel olan iki yaprakçıklı “mitral kapak”
- Kalbin kasılması sırasında sol ventrikülden pompalanan kanın vücuda dağılmak üzere aortaya geçişine izin veren fakat gevşeme sırasında sol ventriküle geri kaçmasını önleyen “aort kapak”
◊ Kalp kapaklarının, romatizmal hastalık, doğumsal defektler veya kireçlenme nedeniyle yapı ve işlevleri bozulabilir. Kalp kapaklarının yapı ve fonksiyonlarının bozulması, nefes darlığına ve kalbin büyümesine (kalp yetmezliği), kalp atışlarında düzensizliğe veya kalpte enfeksiyona neden olabilir.
◊ Aşağıdaki durumlarda kalp kapağı ameliyatı yapılmaktadır:
1.Kalp kapağının daralarak içinden kanın geçmesinin zorlaşması (darlık)
2.Kalp kapağının geriye kan kaçırması (yetmezlik)
◊ En fazla ameliyat edilen kapaklar mitral ve aort kapaklarıdır.
◊ Bütün dünyada her yıl 225.000 hastaya kalp kapağı ameliyatı yapılmaktadır.
◊ Kalp kapağı cerrahisi, açık kalp ameliyatıdır. Hasta genel anestezi ile uyutulur. Göğüs kemiği yukarıdan aşağı doğru kesilerek kalbe ulaşılır. Kan dolaşımı özel hortumlar aracılığıyla kalp akciğer makinesine aktarılarak sağlanır; normalde 36.50C olan vücut ısısı 25-280C ’ye kadar soğutulur ve kalp durdurulur. Hastalıklı kalp kapakları tamir edilir yada kesilip çıkarılarak yerine yapay bir kapak takılır (replasman). Aort kapak ameliyatları aortaya bir kesi yapılarak ve mitral kapak ameliyatları ise sol atriuma bir kesi yapılarak oluşturulan açıklık vasıtasıyla gerçekleştirilir. Daha sonra bu kesiler dikilerek kapatılır.
◊ Yapay kalp kapakları biyolojik veya mekanik olabilir. Biyolojik kalp kapaklarında, kanın pıhtılaşması olasılığı mekanik kapaklara göre çok düşüktür ancak yıpranmaya karşı mekanik kapaklardan daha az dayanıklıdır ve kireçlenme oluşabilir.
◊ Kapak ameliyatlarından sonra, vücutta bulunan yapay kapağın enfeksiyonlardan korunması çok önemlidir ve özellikle dişlere yönelik girişimler öncesi antibiyotik almak gerekir.
◊ Mekanik kapak kullanılan ameliyatlardan sonra dikkat edilmesi gereken diğer en önemli konu ise, kanın pıhtılaşmasını engelleyen bir ilacın (Coumadin) ömür boyu kullanılması zorunluluğudur. Coumadin’in kanı sulandırıcı etkisi hastadan hastaya değişiklik göstermektedir ve kanı ne kadar sulandırdığı belirli aralıklarla ölçülmelidir; kanı sulandırma derecesi PTZ ve INR tahliliyle ölçülmektedir. Kan aşırı sulanırsa ölümcül kanamalara (mide kanaması, beyin kanaması vb) veya az sulanırsa yapay kapak üzerinde pıhtı oluşarak kapak işlevlerinin bozulmasına veya oluşan pıhtının beyine yada diğer bölgelere atılmasına yol açabilir.
◊ Mekanik kapak ameliyatarından sonra hedeflenen INR değerleri genellikle aşağıdaki şekildedir ancak kalp damar cerrahisi uzmanı veya kardiyolog tarafından her hastanın durumuna özel bir değer belirlenebilir.
- Ameliyattan sonraki ilk 3 ay bütün mekanik kapaklarda INR = 2.5 – 3.5
- İlk 3 aydan sonra
o Aort kapak replasmanında INR = 2.0 – 3.0
o Risk faktörü* bulunan aort kapak replasmanında INR = 2.5 – 3.5
o Mitral kapak replasmanında INR = 2.5 – 3.5
*Risk faktörleri: kalp atışlarında düzensizlik, sol ventrikül işlevlerinde bozukluk, daha önce bir pıhtılaşma öyküsü ve pıhtılaşmaya eğilim durumları.
◊ Daha sonra gerekli olabilecek herhangi bir cerrahi girişim öncesi Coumadin kesilip diğer bir pıhtılaşma önleyici ilaç olan heparin başlanabilir. Bu kararı bir kardiyolog veya kalp damar cerrahisi uzmanı verir.
◊ Kalp kapağı tamir ameliyatları dar olan kapağın genişletilmesi ve yetmezlik halindeki kapağın kanı geri kaçırmamasının sağanması şeklindedir.
◊ Kalp kapağı ameliyatlarında başarı oranı yüksektir. Hastaların şikayetleri düzelir ve ömürleri uzar.
◊ Pıhtılaşma veya enfeksiyon dışında mekanik yapay kapakların ömür boyu dayanıklılık garantisi vardır.
◊ Ameliyattan sonra mekanik kapakların çalışma sesleri duyulabilir ve bu normaldir.
◊ Mekanik kapak takılan hastalara daha sonra MR (magnetik rezonans) görüntüleme yapılmasında bir sakınca yoktur.
◊ Mekanik kapaklar, güvenlik amaçlı kullanılan metal detektörleri tarafından genellikle saptanmazlar.

16 Haziran 2012 Cumartesi

Kalbinizle ilgili merak ettikleriniz


Merak Ettikleriniz

AÇIK KALP AMELİYATI NEDİR?
Kalbin geçici olarak durdurulmasıyla yapılabilen ameliyatlara “açık kalp ameliyatı” denir. Bu ameliyatlar sırasında kalp ve akciğerlerin fonksiyonları durdurularak bu fonksiyonları kalp akciğer makinası dediğimiz bir cihazın üstlenmesi sağlanır. Ameliyatın bitiminde hastanın kalbi yeniden calıştırılarak makinanın işlevine son verilir. Açık kalp ameliyatları sırasında hastaların vücut sıcaklıkları 28-30 dereceye kadar düşürülür.
KORONER BYPASS AMELİYATLARI
Koroner Arter Nedir?
Koroner arterler kalp kasının beslenmesini sağlayan atardamarlardır. Kalp enerji ve oksijen gereksinmesini koroner arterlerce taşınan kanla sağlar. Koroner damarlar kalpten cıkan ana atar damardan (AORTA) beslenirler. Kalpte başlıca 2 ana koroner bulunur. (SAĞ ve SOL koronerler) Sol koroner kalbin daha büyük bir bölümünü beslediğinden daha önemlidir. Sol koronerden ayrılan ön inen dal (LAD) kalbin en hayati bölümlerini besleyen çok önemli bir damardır. Yine sol koronerin dalı olan sirkumfleks ve diagonal dallar kalbin sol yan ve arka duvarını besleyen önemli damarlardır. Sağ koroner damar ve dalları ise kalbin sağ ve arka duvarlarını beslerler.
Koroner Arter Hastalığı Nedir?
Koroner arter hastalığı, arterioskleroz (damar sertliği) nedeniyle koroner damarların daralması veya tıkanması, böylece kalbin yeteri kadar beslenememesi anlamına gelir. Hastalık genellikle erkeklerde 35-40 yaş sonrası, kadınlarda ise menapoz sonrası görülür. Koroner arter hastalığı olanlar özellikle efor sonrası göğüslerinde ve sol ya da sağ kollarında ortaya cıkan 2-3 dakika süren ağrıdan yakınırlar. Hastalığın başlıca risk faktörleri şunlardır: Stresli yaşam, sigara, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, ailede aynı hastalığın bulunması.
Tedavisi Nedir?
Koroner arter hastalığında tedavi medikal (ilaçla) veya cerrahi (ameliyatla) olabilir. Hastalığın cerrahi tedavisi koroner bypass dediğimiz bir ameliyatla gerçekleştirilir.
Koroner Bypass’ta Kullanılan Damarlar Nereden Temin Edilir?
Koroner bypass operasyonunda bacaklardan alınan toplardamarlar (Vena Safena Magna) ve göğüs iç duvarından alınan atardamarlar(Arteria Mammaria İnterna) kullanılır. Özel durumlarda ise mide damarı( Arteria Gastroepiploika), karın ön damarı( Arteria Epigastrika İnferior), önkol atardamarı( Arteria Radialis)ve  kolun toplardamarları da (Vena Sefalika) kullanılabilir. Bu damarların bir ucu tıkalı koronerin distaline (aşağısına) diğer ucu ise kalpten çıkan ana damara (aorta ) dikilir. Böylece tıkalı damarın beslediği bölgelere kan akımı sağlanmış olur. Göğüsten alınıp kullanılan temiz kan damarı sizler için son derecede değerli olup ameliyattan sonra açık kalma oranı en yüksek olan damardır. Bu damar sadece bir boru olmayıp yaşayan damardır, kalbin ihtiyacına göre genişleyip kanı kalbe taşır.
Ameliyatta size ne yapılmakta, ameliyat size neyi sağlamakta ve yararı ne kadar sürmektedir?
Koroner bypass cerrahisinin amacı koroner damarlardaki tıkanma veya daralma sonucu kalbin kan gitmeyen bölgelerine kanı taşımaktır. Bu köprüleme işleminde bacaktan alınan damarlar ve göğüsten çıkarılan damarlar kullanılmaktadır. Bu ameliyat, göğüs ağrılarını azaltmakta, kalbin daha iyi kasılmasını sağlamakta ve kalp krizi ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. Sonuçta hastanın yaşam kalitesi ve yaşam süresi artacaktır. Diğer büyük ameliyatlarda olduğu gibi bu ameliyatın da kişinin dayanıklılığını ve enerjisini azalttığını unutmayın. İlk zamanlar hemen yorulacak ve sık sık durup dinlenme ihtiyacını hissedeceksiniz. Zaman geçtikçe vücut güçlenecek ve ameliyatın yararları ortaya çıkacaktır. Koroner bypass ameliyatları kalp duvarlarına taze ve yeterli kan sağladığından duvarlar eskisine oranla daha kuvvetli kasılarak kanı pompalayabilmektedir. Bu sayede ağrılarınız ortadan kalkmakta veya azalmakta, ölüm korkusu giderilmektedir. Kalp eskisine oranla çok kuvvetli ve güvenli kasıldığı için sosyal hayattaki eski yerinizi alıp işinize güvenle devam edebilirsiniz.
Ameliyat sonrası dönemde; daha önce enfarktüs geçirmeyen hastaların enfarktüs geçirme ihtimali ortadan kalkmakta, enfarktüs geçiren hastalarında ikinci enfarktüs geçirme ihtimali de büyük oranda azalmaktadır.
ŞEKER HASTALIĞIM VAR KALP VE DAMAR AMELİYATI OLABİLİR MİYİM?
Şeker hastalığı ameliyat olmanıza engel teşkil etmez. Şeker hastalığı ile damar sertliğinin beraber görülmesi daha sıktır. Bu nedenle koroner bypass adayı hastalarda özellikle kadınlarda şeker hastalığı olabilir.
Hem şeker hastalığınız hem de kilonuz var ise doktorunuz zayıflamanız için size diyet verecek ve ilaçlarınızı düzenleyecektir. Şeker hastalarında, koroner bypass ve diğer damar ameliyatlarından sonra komplikasyonların görülmesi diğer hastalara göre biraz yüksek olabilir.
KALP KAPAK AMELİYATLARI
Kalp Kapağı Nedir?
Kalbimizde kulakçıklarla karıncıklar arasında 2, karıncıklar (ventrikül) ile kalpten cıkan büyük damarlar arasında da 2 adet olmak üzere 4 tane kapak vardır. Bu kapaklar yapıları gereği kanın tek yönde akmasını sağlarlar. Sol karıncıkla aorta arasındaki “AORT” ve sol kulakcıkla sol karıncık arasındaki “MİTRAL” KAPAKLARI kalbin en önemli iki kapağıdır.
Kalp Kapak Hastalığı Nedir?
Değişik nedenlerle kalp kapaklarının kireçlenerek kapağı oluşturan elemanların birbirine yapışması kapak darlıklarını, dejenere olarak genişlemesi ise kapak yetmezliklerini meydana getirir. Darlıklarda kan yeterince rahat akamıyacağı icin, yetmezliklerde de geriye kacacağı için çesitli derecelerde rahatsızlıklar ortaya cıkar.
Kalp Hastalığının Sebepleri Nelerdir?
Kapak hastalıklarının en önemli nedeni çocukluk veya gençlik çağında geçirilen akut eklem romatizmasıdır. Bu genellikle streptokok denen ve boğaz anjini yapan bir mikroorganizmaya vücudun gösterdiği direnç sonucu oluşur. Bazı durumlarda koroner damar hastalığı ile birlikte kalp kapakçıkları da beraber ya da koroner damar hastalığına bağlı olarak hastalanmış olabilirler.
Kapak Hastalıkları Nasıl Tedavi Edilir?
Kapak hastalıklarının tedavisi cerrahidir. Bozuk kapak tamir edilemez durumda ise çıkartılarak yerine suni kapak takılır. Gelişen teknoloji sayesinde kapak protezleri çok gelişmistir. Ancak buna rağmen mekanik kapak takılan hastalar yaşam boyu bazı ilacları kullanmak zorundadırlar.
KALP KAPAĞI TAKILMIŞSA
Günümüzde kalp kapakçıkları oldukça ileri teknoloji kullanılarak mükemmel hale gelmişlerse de, sonuç olarak vücut için yabancı birer maddedirler. Suni kalp kapağı takılan kişilerde dikkat edilmesi gereken iki konu mevcuttur.
1. Bunlardan ilki kapakların üzerine pıhtı meydana gelebilmesidir. Bu amaçla pıhtı oluşumunu önlemek için gerekli ilaçların (Coumadin) hiç aksatılmadan kullanılması zorunlu ve çok önemlidir (Bakınız: önceki sayfalar)
2. Dikkat edilmesi gereken ikinci konu ise bu kapakların nadir olmakla birlikte enfeksiyona yatkın olmaları ve “enfektif endokardit” denen çok ciddi enfeksiyonlara yol açabilmesidir.
Kalp kapağını enfeksiyonlardan korumak için antibiyotik kullanmaya ihtiyacınız olabilir. Normalde vücudun enfeksiyonlara karşı müdafaa mekanizmaları vardır. Fakat hastalıklı kapağı veya suni kalp kapağı olan hastalarda enfeksiyona karşı hassasiyet daha yüksektir. Bu konuda sorumluluk size de en az doktor kadar düşmektedir. Zira enfeksiyonlar kapağınızı ve hayatınızı tehdit edebilir. Bunun önlenmesi için de diş çekimi, dolgu, kanal tedavisi, büyük ve küçük ameliyatlardan önce diş doktorunuza kalp hastalığınızla ilgili tüm dökümanları verip ikaz etme mecburiyetindesiniz. Doktorunuz sizden aldığı bilgilerin detayına göre antibiyotiğe başlayacak ya da Kalp Damar Cerrahisi – Kardiyoloji Uzmanı ile görüşecektir.
HASTANEDEN TABURCU OLDUKTAN SONRA KENDİNİZE NASIL YARDIMCI OLABİLİRSİNİZ?
Bilimsel araştırmalar koroner damar hastalığını kolaylaştıran bazı risk faktörlerini açık olarak ortaya koymuşlardır. Bunlardan biri veya birden fazlası sizde görülebilir. Ameliyat sonrası dönemde de bu risk faktörlerinden uzak kalmak hastalığın ilerlemesini önleyecek ve ameliyattan görülen faydayı artıracaktır.
Koroner damar hastalığı risk faktörleri şunlardır:
Fazla kilo, hareketsiz yaşantı, sigara kullanımı, yüksek tansiyon, stres (gerilim), yüksek kolesterol ve doymuş yağ içeren yiyeceklerle aşırı beslenme.
Bizler bir ekip olarak hayatınızdaki risk faktörlerini tanımanıza ve bunların sayısını azaltmanıza yardımcı olmak istiyoruz. Zararlı alışkanlıkları bırakmak için geç kalmış sayılmazsınız. Kısaca tekrarlarsak;
  • Aktif veya pasif sigara içmeyiniz.
  • Katı yağları kullanmayınız.
  • Kilo almayınız. Gerekliyse veriniz.
  • İlave bir hastalığınız (yüksek tansiyon, diyabet gibi) varsa kontrol altına alınız.
  • Doktorunuzla ilişkiyi kesmeyiniz.
  • İlaçlarınızı düzenli alınız.
  • Düz yolda yürüyüş yapınız. Stresten uzak durunuz.
KALP VE DAMAR HASTALIKLARI NEDEN OLAN RİSK FAKTÖRLERİ
HİPERTANSİYON
Kalbiniz kanı damarlarınıza pompaladığında damarlarınız kanla dolar ve ani bir basınç yüksekliği meydana gelir. Kalbin kasılmasıyla damarlarda meydana gelen bu basınç ölçüldüğünde halk arasında büyük tansiyon olarak ifade edilen sistolik tansiyon elde edilir. Kalp gevşediğinde ve damarlardaki kan dağıldığında damar içerisinde kalan kanın meydana getirdiği basınç ölçülürse bu da halk arasında küçük tansiyon olarak isimlendirilen diyastolik tansiyonu teşkil eder. Örneğin büyük tansiyonunuz 16 küçük tansiyonunuz ise 10 olabilir. Kalp tekrar kasıldığında damarlarda bir önceki kasılmadan kalan kan basıncına (küçük tansiyona) karşı kasılacaktır. Yani küçük tansiyon daima kasılan kalbin önünde bir engel teşkil edecektir. Küçük tansiyon yükseldiğinde kalbin işi artmakta ve kalp zorlanmaktadır. Bu nedenle küçük tansiyonun önemi büyük tansiyona göre daha yüksektir.
Yüksek tansiyon riskini azaltmanız ve tansiyon tedavinizde yardımcı olmanız için aşağıdaki prensipleri uygulamak mecburiyetindesiniz.
  1. Stresi azaltınız.
  2. Tuz ve tuzlu yiyecekleri yemeyiniz.
  3. Rejim yapınız, kilonuzu kontrol ediniz.
  4. Sigarayı bırakınız.
  5. Alkolü bırakınız.
  6. Egzersiz yapınız.
STRES
Stres; endişe, gerilim ve baskı demektir. Stres altında olduğunuz zaman kan basıncı ve kalp hızı artar. Bu da kalbin daha çok çalışmasına yol açar.  Araştırmalar fazla stresin damar sertliği gelişimini hızlandırdığını göstermektedir. Aslında  kişinin hayattaki tüm streslerden kurtulması mümkün değildir; ama stresin vücuttaki etkisini azaltmak için yapabileceğiniz şeylerde vardır. Canınızı sıkan bir şey olduğunda güvendiğiniz biriyle konuşun; rahatlarsınız. Bir çok sorunu bir arada düşünmeyin. Kafanızda küçük bir problemle uğraşırken diğerini bir kenara geçici olarak bırakın.
Kızdığınız zaman bunu sakin bir şekilde belirtin ya da bir şeyle uğraşma, yürüyüş gibi fiziksel bir faaliyette bulunun. Günde birkaç saatinizi zevk aldığınız uğraşılar, hobiler için ayırın. Eğer çoğunlukla kendinizi dinliyor, endişeleniyorsanız başkaları için bir şeyler yapmaya çalışın. Bazı streslerden uzak durabilirsiniz. Sizi duygusal olarak üzdüğünü bildiğiniz durumlardan uzak durun.
DİYET (Perhiz)
Damar sertliği ve buna bağlı damar hastalıklarının oluşumunda rol oynayan önemli risk faktörlerinden biri de kandaki yüksek kolesterol oranıdır (200 mg ve üzeri). Kolesterol, aldığımız bir çok besinde bulunan ve vücut tarafından da üretilen bir çeşit yağdır. İhtiyaç duyulandan fazla aldığımızda başta koroner damarlar olmak üzere tüm atardamarlarda birikir. Kolesterolü 200 mg’ın üzerinde olan bir kişide hastalık tehlikesi 2 kat fazladır. Kandaki kolesterol miktarını azaltmanın en önemli yolu diyettir. Besinlerle aldığımız yağlar genel olarak iki ana gruba ayrılır. Bunlardan biri doymuş yağlardır.  Doymuş yağlar tereyağı, kaymaklı süt, yumurta sarısı, dondurma, krema, çikolata, salam, sosis, kırmızı etler, sakatatlar, kuruyemiş gibi besinlerde bulunan katı yağlardır ve yüksek oranda kolesterol içerirler.
Doymamış yağlar az oranda kolesterol içeren , bitkisel kökenli sıvı yağlardır. Koroner damar hastalığından korunmak veya  hastalığa yakalandıktan sonra ilerlemesini önlemek  ve bypass ameliyatından daha fazla yarar görmek için kullandığımız yağların, doymamış yağ içeren sıvı bitkisel yağlar olması gerekmektedir. Ancak sıvı yağlar da vücutta kolesterole dönüşebileceğinden ve yüksek kalorisi nedeniyle kilo almaya yol açabileceğinden bunlarıda az tüketmemiz gerekmektedir.
Aşırı kilolar başta yüksek tansiyon, felç, şeker hastalığı gibi çeşitli sağlık sorunlarına yol açar. En önemlisi, kalbi, yani hayatınızı tehdit eder. Bu nedenle kilo almamak ve mümkün olduğu kadar kilo verebilmek için aşağıdaki kuralları uygulamanız sağlığınız için gereklidir.
1. Yemek yeme alışkanlıklarınızı gerçekçi bir biçimde değiştirin ve günün belirli saatlerinde, düzenli, azar azar beslenmeyi tercih edin.
2. Yağ ve kalori bakımından fakir besinleri seçin. Yağda kızartmak yerine buharda pişirmek, buğulama yapmak, ızgara yapmak gibi değişik pişirme tarzlarını deneyin.
3. Bütün sıvı ve katı yağları, özellikle tereyağını mümkün olduğunca az miktarda kullanın. Sıvı yağları ve doymamış yağlardan zengin margarinleri seçin.
4. Buğday ekmeği, makarna, pirinç, tahıl ürünleri gibi posa bakımından zengin, nişastalı besinleri tercih edin. Bol taze meyve ve sebze yiyin.
5. Alkollü içkilerin kalori bakımından zengin olduğunu unutmayın.
6. Şeker, tatlı, kek, bisküvi ve sütlü tatlılar gibi besinleri az yemeye çalışın.
7. İdeal vücut ağırlığınızı elde edip korumanın en iyi yolu, sağlıklı bir beslenme ile egzersizi birlikte uygulamaktadır.
BİR RİSK FAKTÖRÜ OLARAK SİGARA
Sigara damar sertliği oluşumunda en önemli risk faktörlerinden  biridir. Sigara içen kişilerin içmeyenlere göre kalp krizi geçirme riski 2 kat daha fazladır. Sigara içiciliği ani kalp ölümleri için en önemli risk faktörüdür. Diğer risk faktörlerinin eklenmesi sigara içenlerin içmeyenlere göre kalp hastalığına yakalanma olasılığını ciddi bir şekilde arttırmaktadır. Yüksek kolesterol seviyelerinin sigara alışkanlığına eklenmesi ile kalp hastalığı riski 4 kat, yüksek tansiyonun eklenmesi ile 7 kat artmaktadır.
Kaç yıl içmiş olursanız olun sigarayı bırakmalısınız. Sigaranın bırakılmasından 10 yıl sonra kalp hastalığı riski sigara içmeyenlerle aynı seviyeye gelmektedir. Yapılan çalışmalarda sigara alışkanlığının bırakılmasının göğüs ağrıları olan hastalarda kalp krizi geçirme riskini 4 kat azalttığı saptanmıştır. Kalp krizi geçirilmiş bile olsa yaşam kalitesinin iyileşmesi ve daha uzun ömür sigaranın bırakılması ile sağlanabilmektedir.
Sigaranın filtreli olması, düşük nikotin seviyeli gibi reklamsal özellikler içermesi kalp hastalığından korunma sağlamamaktadır.
“PASİF İÇİCİLİK” kişinin kendisinin sigara içmemesi, çevresinde sigara içen kişilerin bıraktığı dumanı solumasıdır. “AKTİF İÇİCİLİK” kadar zararlı olan bu durumdan sakınmak için yanınızda sigara içtirmeyiniz. Sigara içilen kapalı mekanlarda oturmayınız.  Sigaranın bırakılması konusunda hastaların sıklıkla dile getirdiği konu uzun yıllardan beri devam eden bu alışkanlığın bırakılmasının güç olduğudur. Ancak uzun yıllardan beri sevdiklerinizle beraber geçirdiğiniz güzel bir hayattan sigara nedeniyle erkenden ayrılmakta güçtür. Sigara, kalp hastalığı riskini ikiye katlamanın yanı sıra öksürük, bronşit, boğaz ağrısı ve ülser gibi hastalıkların ortaya çıkışını hızlandırır.               Sigara çocuklarda dahil olmak üzere, sigara içmeyenlere de zarar verir (pasif içicilik). Sigarayı bıraktığınızda, kalp hastalığı riski hızla azalmaya başlar ve  sonunda hiç sigara içmemiş birisinden farksız olursunuz.
Sigaranın bırakılması konusunda ilk yapılması gereken akıl – irade düzeyinde sigaradan uzaklaşmak, bırakılması gerektiğine inanmaktır. Bu düzenlemeleri sağladıktan sonra Göğüs Hastalıkları doktorları ve sigara bıraktırma polikliniklerinden destek- danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.
Aşağıda ameliyat öncesi sigara kullanan kişilere öneriler yer almaktadır.
  • Ne için sigara içtiğinizi belirleyin. Bir çok insan sinirli olduğunda sigara içtiğini söylemektedir. Sinirinizi gidermek için yürüyüş yapınız ya da başka bir fiziksel faaliyette bulununuz.
  • Bazı kişiler televizyon izlerken veya kahve içerken otomatik olarak sigaraya uzanırlar. Bu tür hareketlerden kaçınmaya çalışın.
  • Sigarayı çok istediğinizde içmeden 10 dakika bekleyiniz, giderek bekleme süresini arttırınız.
SİGARAYI NASIL BIRAKABİLİRSİNİZ?
Yukarıdaki tavsiyelerle sigarayı hala bırakmadıysanız şunları deneyiniz.
•             Belirli bir gün kararlaştırın.
•             Çevrenizin desteğini sağlayın.
•             Sigarayı bir günde, aniden bırakın.
•             Kendinizi sigara içmeyen biri olarak düşünün.
•             Denemekten vazgeçmeyin.
•             Sigara içmeyen arkadaşlarınızla bir arada bulunun.
•             Nikotin bandı gibi yeni teknikleri deneyin.
ALKOL
ALKOL ZARARLI MIDIR?
Birçok hastanın merak ettiği bir diğer konu alkolün kalp sağlığı üzerine etkileridir. Alkol kalp için hem faydalı, hemde zararlıdır. Yapılan çalışmalarda düşük miktarlarda (günde 1-2 kadeh) alkol tüketiminin (özellikle kırmızı şarap) kan yağlarını ve kan pıhtılaşmasını düzenleyerek kalp sağlığı üzerine fayda sağladığı saptanmıştır. Alkolün genellikle akşam yemekleri ya da sonrasında alınması önerilir. Ancak fazla miktarda tüketilecek alkol, kalpte yorulma ve deformite meydana getirir. Kilo artışı ve karaciğer bozukluğu da fazla alkol tüketilmesi ile ortaya çıkan istenmeyen etkilerdir.
EGZERSİZ-(HAREKET )- AKTİVİTE
Öncelikle şunu unutmamalısınız. Egzersiz yapmaya başlamak için hiçbir zaman geç değildir.
  • Egzersizi ameliyattan sonra günlük yaşantınıza yavaş yavaş dahil edin. Örneğin, otobüs durağına giderken daha erken varmaya çalışın. Asansör yerine merdivenleri  kullanın. Yakın yerlere alışverişe giderken otomobile binmeyin, yürüyün.
  • Egzersiz programınızı dikkatle ve yavaş yavaş başlatın.
  • Egzersize başlamadan önce ısınma hareketleri yaparak kaslarınızı hazırlayın, egzersiz bitirilirken de bunu yavaş yavaş yapın.
Kalp Damar Sağlığınıza kavuşmak için yukarıda belirtilenleri alışkanlık haline getiriniz. Egzersizin zamanla şu faydalarını göreceksiniz.
•             Tansiyonunuzun ve kolesterol düzeyinizin düşmesine yardım eder.
•             Şişmanlamanızı engeller.
•             Stresi azaltır
•             Enerjinizi artırır.
•             Eğlenceli olup, zevk verir.
•             Egzersiz sırasında yaptığınız nefes egzersizleri ayrı bir önem taşımaktadır.
DİYETLERLE İLGİLİ BÖLÜM
İlerleyen sayfalarda çeşitli amaçlara yönelik diyet örnekleri ve alınabilecek veya alınması sakıncalı  olan gıdaların listesi bulunmaktadır. Hastalığınız ile ilgili diyet size doktorunuz tarafından ameliyat sonrasında tavsiye edilecektir.
BESLENMEDE TEMEL ÖNERİLER
1. Haftada birkaç gün et yerine kurubaklagil yemekleri (kurufasülye, nohut, mercimek vb gibi) tüketiniz.
2. Etli yemeklere yağ eklemeyiniz.
3. Yemeklere koyduğunuz yağ miktarını azaltınız. Kızartma yerine haşlama veya ızgarayı tercih ediniz.
4. Haftada bir defa iyi haşlanmış yumurta yiyebilirsiniz.
5. Yarım yağlı veya yağsız(light) sütleri tercih ediniz.
6. Salatalarda yağ yerine limon, maydonoz, sarımsak, veya 1-2 kaşık sulu yoğurt + sarımsak şeklinde sosları tercih ediniz.
7. Günde en az 1 limon tüketiniz.
8. Tuzu az tüketiniz, sofrada tuzluk bulundurmayınız.
9. Öğün atlamayınız. Az az ve sık yemek yemelisiniz.
10. Hergün en az 2 litre (10 su bardağı) su – sıvı tüketmelisiniz
11. Hergün en az 30-45 dakika hızlı tempoda yürüyüş gibi düzenli egzersiz yapmalısınız. Egzersize başlayabileceğiniz tarihi doktorunuza danışınız.
12. Kilonuzu takip ediniz.
13. Yiyeceklerle alınan posa yüksek kan kolesterolünü, diğer yağları düşürür. Bu nedenle
a. Kepekli ekmek tercih ediniz.
b. Kabuğu ile yenilebilen meyveleri kabuğunu soymadan tüketiniz.
c. Öğünlerde sebze ve salata yemeyi ihmal etmeyiniz.
d. Kurubaklagilleri sıkça tüketiniz.
Bir gün içerisinde sınırlı yenilmesi gereken yiyecekler
  1. Günlük alınan yağ miktarı kısıtlı olmalıdır. Bu nedenle günlük yemekler ile vücuda giren toplam yağ miktarı 3 yemek kaşığından(30 gram) fazla olmamalıdır. Bunun 2 yemek kaşığı bitkisel yağlar (ayçiçek, zeytinyağı, mısırözü yağı gibi), diğer bir yemek kaşığı ise yumuşak margarinlerden alınabilir. Sonuç olarak yemeklerinizde sıvı yağ kullanıyor olsanız bile yağ miktarı az olmalıdır.
  2. Aşırı şeker tüketilmesi kan yağlarını özellikle trigliserit düzeyini arttırır. Bu nedenle bir günde 40 gram (8 tatlı kaşığı kadar) toz şeker veya 4 tatlı kaşığı bal veya reçelden fazlasını tüketmeyiniz.
  3. Bir günde 500 gram (3 orta büyüklükte su bardağı) süt veya yoğurttan fazlasını tüketmeyiniz. Kaymağını yemeyiniz.
  4. Bir günde 60 gram(2 kibrit kutusu) beyaz peynir veya 1.5 kibrit kutusu kaşar peynirden fazlasını tüketmeyiniz.
  5. Bir günde 120 gram (4 orta büyüklükte köfte kadar) yağsız et, balık, tavuktan fazlasını tüketmeyiniz. Tüketeceğiniz miktarında haşlama ya da ızgara olarak pişirilmesine özen gösteriniz.
AZ KOLESTEROLLÜ, AZ YAĞLI DİYET LİSTESİ
Fazla kolesterollü besinlerle beslenmek kan kolesterolünü(yağlarını) yükseltir. Bu nedenle aşağıda sıralanan besinleri tercih etmeyiniz.
DİYETİNİZİ İYİ UYGULAYABİLMENİZ İÇİN DİKKAT EDECEĞİNİZ HUSUSLAR
  • Diyetiniz ihtiyacınıza göre planlandığı için yiyeceklerinizi, belirtilen miktarlarda ve öğünlerde her zaman aynı saatte yemeniz gerekir.
  • Etler; haşlama, ızgara, fırın ya da sebzelerle birlikte pişirilmelidir.
  • Hazır satılan, içeriği bilinmeyen yiyecek ve içecekleri diyetisyeninize- doktorunuza danışmadan yemeyiniz.
  • Çalışma ve uyku saatlerinizin düzenli olmasına dikkat ediniz.
KABIZLIKTA DİYET VE TAVSİYELER
  • Kalp ameliyatı sırasında kesilen iman tahtası kemiğinin (sternum) sorunsuz kaynayabilmesi için kabız olmamanız, tuvalet sırasında fazla ıkınmamanız gereklidir. Bu nedenle aşağıdaki kurallara uymanız size kolaylık sağlar.
  • Her gün en az 1.5 litre (7-8 su bardağı) sıvı alınız. Çok soğuk ve buzlu içecekler, alkollü içkiler , koyu çay, kahve ve sigara içmeyiniz.
  • Fiziksel hareketlerinizi arttırınız. Orta derecede fizik egrersizler yapınız (yürüyüş, spor, karın adalelerini kuvvetlendirici masajlar gibi)
  • Dışkılama alışkanlığınızı düzeltiniz. Her gün belli bir saate muntazam olarak dışkılama için ihtiyaç duymasanız da tuvalete gitmeye alışkanlık haline getiriniz.
  • Bol posalı diyet uygulayınız. Bağırsakların normal çalışması için sindirim artıkları ile yeteri kadar dolması lazımdır. Bu sebeple fazla posa bırakan yiyecekler yemek gerekir. Posası en fazla olan yiyecekler sırasıyla kurubaklagiller (% 4-5), tahıllar (%2-2,5), taze sebzeler (% 1-2), taze meyveler (% 5.5-1) olarak sıralanabilir. Kepekli ekmek, tahıllar, kurubaklagiller sık alınmalı; her gün en az dört kez sebze ve meyve tüketilmelidir. Sabahları aç karnına  erik ve kayısıdan yapılmış marmelattan bir kaşık alarak üzerine su içilmelidir. Bağırsak hareketlerini arttırır.
ÖRNEK DİYET
Kalkınca
1 kaşık erik veya kayısı marmelatı, 1 su bardağı ılık su veya ıhlamur
Sabah
1-2 dilim Kepekli ekmek, 1 adet yumurta(30 gr. peynir veya tahin pekmez veya çorba), zeytin ( 5-6 adet), 1 tatlı kaşığı yağ.
Öğle
1 porsiyon kurubaklagil yemeği, 1 porsiyon bulgur pilavı, bol salata(veya cacık) 1-2 dilim kepekli ekmek.
Akşam
Sebze çorbası, bitkisel yağlı veya kıymalı sebze yemeği, yoğurt, meyve, 1-2 dilim kepekli ekmek

Kaynak:http://tutfkdc.wordpress.com/merak-ettikleriniz/

18 Mayıs 2012 Cuma

KALP KRİZİ VE İNMEYE SEBEB OLAN PIHTI OLUŞMASI NEDİR? NASIL ÖNLENEBİLİR?


KALP KRİZİ VE İNMEYE SEBEB OLAN PIHTI OLUŞMASI NEDİR? NASIL ÖNLENEBİLİR?

        Damar duvarının iç ya da dış zarı hasarlandığı zaman bu hasarlı bölgenin tamiri için öncelikle trombosit dediğimiz küçük kan hücreleri buraya doğru göç ederek hem harslı yere yapışırlar hem de birbirlerine; bu ilk pıhtı tıkacı sayesinde o hasar bölgesindeki kanama kontrol altına alınır. Bu olay kalp damarında oluşursa kalp krizine, beyin damarında oluşursa inmeye, göz damarında oluşursa körlüğe sebep olmaktadır. Damarların hasar bölgesinde oluşan bu ilk pıhtı tıkacı bu halde kalmamakta ilave faktörlerle beraber pıhtı tıkacı daha sağlam hale gelmekte. İşte bu durumda sert ve dayanıklı hale gelen bu pıhtı tıkaçları daha ciddi ve kalıcı problemlere sebep olmaktadır
Hangi hastalıklarda pıhtı oluşmasını engellen ilaçlar kullanılır?
  • Atrial fibrlasyon olarak adlandırılan devamlı çarpıntı halinde
  • Akciğerde pıhtı
  • Özellikle bacak toplardamarlarındaki pıhtılar
  • Ciddi kalp krizleri
  • Pıhtılaşma eğilimi artmış hastalar
  • Kalbe takılan metal kapaklı hastalarda
  • Kalp damar hastalıklarında invaziv girişim sonrası( balon ve stent işlemleri)
         Yukarıda bahsettiğimiz gibi pıhtı olayında önce trombosit kümelenmesi olmakta  sonrasında  sert pıhtı  oluşmaktadır.Trombosit kümelenmesini aspirin önleyebilmekte ama sert  pıhtı oluşmasındaki faktörlere  aspirin etkili  değildir.Burada diğer pıhtı oluşmasına engel olacak ilaçları devreye sokmak gerekecektir.Bu ilaçlardan en çok tanıdığımız coumadin isimli ilaçtır.Bu ilaç bir çok pıhtılaşma faktörünü(özellikle 7,9,10 nolu faktörler ve trombinin karaciğerde yapımını güçleştir)etkiler.Piyasaya çıkan yeni pıhtı önleyicilerde var.Bunlardan bir tanesi faktör 10 un etkisini engellemekte,bir diğer yeni müstahzar ise karaciğerde trombin yapımını azaltarak etkisini göstermektedir.
        Pıhtı oluşmasını engelleyen en önemli ilaç coumadindir.Bu konu ile ilgili ciddi karşılaştırmalı çalışmalar tamamlanmış her çalışma sonrasında coumadin/aspirin ve coumadin/ aspirin +clopidigrel,e karşı ciddi olumlu üstünlük tespit edilmiştir.Aşağıda sıraladığımız hastalıklarda özellikle kalp kapak hastalığı olan,inme geçirmiş,şeker hastalığı ve yüksek tansiyonlu atrial fibrilasyonlularda sürekli coumadin kullanmak gerekliliği vardır.Metal kalp kapağı takılan ve alt ekstremite toplar damarlarında  pıhtı olup sık olarak akciğere pıhtı atılması durumlarında da  sürekli olarak coumadin  kullanılması önerilr.
         Ciddi kalp krizi geçiren, akciğere pıhtı atılması ve pıhtılaşma eğilimi artmış hastalara hastanın kliniğine göre zaman zaman coumadin kullanımı önerilebilir. Bu hastaların aspirin ve diğer kan sulandırıcı ilaçları kullanmasına karşı ciddi bir olumsuzluk yoksa devamlı olarak bu ilaçları kullanmaları önerilir.
         Kalp kapak hastalığı nedeniyle kapağı değiştirilecek hastalara iki çeşit yapay kapak yerleştirilir. Eğer metal yapay kapak yerleştirilmiş ise bu grup hastaların ömür boyu coumadin almaları gereklidir. İnsan yada hayvan dokusundan yapılmış yapay kapaklar uygulanmış ise bu hastaların 3-5 ay coumadin kullanmaları yeterlidir, sonraki süreçte diğer kan sulandırıcıları kullanabilirler.
         Kan sulandırıcı ilaçların belirli bir düzen içinde alınmaları ve kontrollerin yapılması gereklidir. Coumadin ilacını kullanan hastaların INR dediğimiz kan tetkikini hekiminin önerdiği aralıklarda yaptırması gereklidir. Metal yapay kalp kapağı uygulanan hastalarda INR 2.5—3.5arasında olması en uygun sonuçtur. INR 3.5 üzeri olacak olursa ilaç alımı durdurulmalı ve ilaç dozu yeniden ayarlanmalı. INR düzeyi  5-6 ve daha yüksek tespit edilmişse hastanın hastaneye gitmesi ve gerekli  tıbbi yardımın oradan alınması uygundur. Bazen coumadin ilacını önerilen dozda düzenli kullanan hastaların INR  si 2 nin altına inebilmektedir, yeme içme çeşitliliğine kullanılan bazı ilaçlarda burada etkili  olabilmekte. K vitamini içeren ilaçlar ve besinler(lahana, karalahana, ıspanak, yeşil çay, pazı, maydanoz, alkol, kızılcık suyu vs).Bu durumda diyet yeniden gözden geçirilir ve ilaç dozu ayarlanır.
            Elbette kan sulandırıcı ilaçları kullanan hastalarımız küçük cerrahi müdahale, diş çekimi, implant uygulaması ya da ciddi operasyon yapılması ile karşılaşabileceklerdir. Eğer hastalar aspirin, aspirin+ clopidigrel ilaçları kullanıyorlarsa bu ilaçların 3-5 gün kesilmesi sorun oluşturmaz ve işlem tamamlandıktan 1-2 gün sonra hekiminin önerisi ile yeniden ilaçlarına başlayabilirler. Coumadin kullanan hastaların ilacı işlemden 5-7 gün önceden kesmeleri ve işlemden bir gün önce INR bakılarak 1.2-1.4 seviyesine indiği tespit edildikten sonra işleme başlanması doğru olacaktır. Bu coumadin alınmadığı süre içinde hastaların düşük moleküllü heparin yaptırmaları mutlak gereklidir.
          Bazen genç hanımlar hastalıkları nedeniyle coumadin almak zorunda olabilirler. Bu hastalar gebe kalacak olurlarsa, özellikle 3-5 ay coumadin kesilmeli onun yerine düşük moleküllü heparinin sabah akşam cilt atına yapılması uygun olacaktır.

Kaynak:http://nuricaglar.blogspot.com/2011/11/kalp-krizi-ve-inmeye-sebeb-olan-pihti.html

15 Mayıs 2012 Salı

Kolesterol


Kolesterol Nedir ?


Kolesterol, dolaşım sisteminde bulunan bir lipiddir (yağlı bir madde) ve ortaya çıkmasının iki temel nedeni vardır. Bunlardan ilki, kişinin beslenme tarzıdır. Et ve süt ürünleri gibi hayvansal gıdaların ağırlıkta olduğu bir beslenme şekli yüksek kolesterole yol açabilir. İkinci nedense, karaciğer tarafından üretilen kolesteroldür. Kandaki kolesterolü ortadan kaldırma görevini üstlenmiş olsa da; karaciğerin bir diğer görevi de öğün aralarında kolesterolü kan dolaşımı içine salgılamaktır. Çünkü hormonlar, D vitamini ve sindirim için gerekli olan salgılar bu düşük orandaki kolesterol sayesinde üretilebilir. Ne olursa olsun, vücuttaki yüksek kolesterol ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır.
Kolesterol, kan akışı içinde hareket etmesini sağlayan lipoproteini oluşturmak için proteine ihtiyaç duyar. İki farklı lipoprotein tipi vardır. Halk arasında iyi kolesterol olarak bilinen yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) ve kötü kolesterol olarak bilinen düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL). Kolesterolü karaciğer tarafından emildiği yer olan damar duvarlarından uzaklaştırdığı için yüksek yoğunluklu lipoproteinin, yani iyi kolesterolün fazla olması tercih edilir. Öte yandan, düşük yoğunluklu lipoproteinin yüksek oranlarda olması sert ve yağlı bir kolesterol tabakasının damar duvarlarına yapışarak kan dolaşımını sınırlamasına dahi neden olabilir.
Yüksek miktarda LDL’nin nedeni, beslenme alışkanlıkları ya da genetik faktörler olabilir. Kalp hastalıkları, yetişkinliğin ilk yıllarında dahi baş göstererek genç erkek ve kadınlarda kalp krizlerine neden olabilmektedir.
Yetersiz beslenme, yüksek kolesterolün önemli nedenlerinden biridir. Gittikçe artan bu sorunu, işlenmiş gıdaların gün geçtikçe artan popülerliğine borçluyuz. Bu besinler, içerdikleri yüksek hidrojene ve doymuş yağlar nedeniyle kötü kolesterol yönünden zengindir. Meyve, sebze, tahıl ve balık ağırlıklı bir beslenme tarzı ve nebati yağlar yerine saf zeytinyağı gibi besinler tercih edilmelidir. 
Damarlarda kolesterol depolanmasını engelleyen önemli bir etken de spordur. Düzenli spor yapmak HDL seviyenizi yükseltir ve damar duvarlarında birikmiş kötü kolesterolü yok eder. Konu kolesterol olunca yaş faktörünü de göz ardı edemeyiz. Zira, yaşımız ilerledikçe kolesterol değerlerimiz artar.
Amerikan Kalp Vakfı, sağlıklı bireylerin günlük kolesterol alımını 300 mg ile sınırlamalarını önerir. Kalp rahatsızlığı geçmişi olan kişiler ise günlük 200 mg’ın altında kalmalıdır.

Spor Yapmak Kolesterolü Nasıl Etkiler ?

Düzenli spor yapmak, bazı bireylerde HDL kolesterolün artmasını sağlar. Yüksek HDL seviyesi ise kalp hastalığı riskinin daha  az olması anlamına gelir. Fiziksel egzersiz, aynı zamanda kilo, şeker ve tansiyon problemleri yaşamanızı da önler. Aerobik hareketleri kalp atışı ve nefes alıp verme hızınızı yükseltir. Yürüyüş, koşu ve yüzme gibi sporları düzenli olarak yapmak da kalbinize ve akciğerlerinize iyi gelir.

Kalp hastalıklarının en önemli sebeplerinden biri: Hareketsizlik!

 Bahçeyle uğraşma, yürüyüş, temizlik yapmak ya da  dans etmek gibi basit hareketler dahi, her gün düzenli yapıldığında kalp hastalığı riskinizi azaltır.

Sigara kullanımı kolesterolü nasıl etkiler?

Sigara kullanmak, kalp hastalıklarının müdahale edilebilir nedenlerinden biridir. Sigara HDL kolesterolü düşürür ve kan pıhtılaşması riskini arttırır.

Alkol Kullanımının Kolesterole Etkisi

Bazı araştırmalar az miktarda alkol kullanılmasının HDL seviyelerini arttırdığını göstermiştir. Ne var ki, alkolün diğer olumsuz etkileri yararlarından daha büyüktür.
Alkollü içecekler tüketme alışkanlığı olan erkeklerin günde iki kadehi, kadınların ise bir kadehi geçmemeleri tavsiye ediliyor. Belirtilen oranlarda alkolü düzenli olarak tüketen bireylerin hiç alkol tüketmeyen bireylere oranla kalp hastalığı riski daha az. Yine de, alkol kullanmıyorsanız, sadece HDL seviyenizi yükseltmek için alkole başlamanız tavsiye edilmez. Zira  aşırı alkol tüketimi alkolizm, obezite, felç, kanser ve intihar vakalarına sebep olabilimektedir. Tüm bu nedenlerden dolayı, Amerikan Kalp Vakfı, bireyleri alkol kullanımına karşı uyarıyor. Siz de düzenli olarak alkol kullanıyorsanız, aldığınız miktar konusunda doktorunuza danışmalısınız.

Yüksek Kolesterole Neden Olan Etkenler

Yüksek kolesterol seviyeleri kalıtım, beslenme alışkanlığı ve yaşam tarzının da içinde olduğu birçok farklı faktörün etkisiyle oluşabilir. Az rastlanmakla birlikte, karaciğer, tiroit ya da böbrek rahatsızlıkları da kandaki kolesterol seviyelerini etkileyebilir.
  • Kalıtım: Genetik faktörler LDL (kötü kolesterol) seviyesini etkileyebilir. Kalıtsal bir hastalık olan ailesel hiperkolesterolemi ile yüksek kolesterol erken yaşta kalp krizlerine dahi neden olabilmektedir.
  • Kilo: Aşırı kilo LDL seviyenizi yükseltebilir. Fazla kilolarınızdan kurtulmanız LDL seviyenizin düşmesini ve iyi kolesterol olarak bilenen HDL seviyenizin yükselmesini sağlar.
  • Fiziksel aktivite / egzersiz: Düzenli spor yapmak trigliserit ve HDL değerlerinizi düşürür.
  • Yaş ve cinsiyet: Menopoz öncesindeki kadınların çoğu, aynı yaş grubundaki erkeklere oranla daha düşük kolesterol değerlerine sahiptir. Kadın ve erkeklerin yaşları ilerledikçe kanlarındaki kolesterol seviyesi de artar ve bu artış 60 - 65 yaşlarına kadar devam eder. 50’li yaşlardan sonra kadınların total kolesterol seviyeleri genelde aynı yaştaki erkeklerinkinden fazla olur.
  • Alkol kullanımı: Günde bir ya da iki kadeh alkol kullanımının iyi kolesterolü yükselttiği, fakat kötü kolesterol değerinin düşürülmesinde bir etkisi olmadığı bilinmektedir. Alkolün kalp hastalıkları riskini azaltıp azaltmadığı ise bilinmemektedir. Aşırı alkol tüketiminin karaciğer ve kalp kaslarına zarar verdiği, yüksek tansiyona ve trigliserit değerinin yükselmesine neden olduğu bilinmektedir. Tüm bu risklerden dolayı alkollü içecekler, kalp hastalıklarını önlemek için kullanılamaz.
  • Stres: Yapılan çalışmalar, stresin uzun vadede kandaki kolesterol değerlerini yükselttiğini gösteriyor. Stres altındayken yağlı gıdaları fazlaca tüketen bireylerin bu gıdalardaki doymuş yağların etkisiyle kötü kolesterollerinin yükselmesi, stresli anlarımızda abur cubura yönelmememiz gerektiğini gösteriyor.

HDL Kolesterolü Yükseltmek İçin Öneriler

1. HDL kolesterolü yükselten besinlerden en önemlileri soğan ve sarımsaktır. Kolesterol sorunu olan ve her gün yarım soğanı çiğ olarak tüketen kişilerin HDL seviyelerinin yüzde 25 arttığı gözlemlenmiştir.
2. En az iki öğününüzde çözülebilir lif içeren gıdalar tüketin. Tahıllar, yulaf, yulaf kepeği, esmer pirinç, turunçgiller, elma ve üzüm gibi meyveler ve kuru baklagiller çözülebilir lif yönünden zengin besinlerdir. Çözülebilir lif HDL seviyesini arttırırken total kolesterolünüzü düşürür. Tam tahıllı gıdalar aynı zamanda linoleik asit için de önemli kaynaklardandır.
3. Tekli doymamış yağların HDL’yi yükselttiği biliniyor. Tekli doymamış yağ açısından zengin olan kanola ya da zeytinyağı gibi yağları tüketin.
4. Balık, keten tohumu yağı, yalancı safran yağı, ayçiçek yağı, kanola yağı ve koyu yeşil sebzelerde bulunan omega-3 yağlı asit tüketiminizi arttırın.
5. Her gün en az iki porsiyon soya ürünü tüketin. Tofu, tempe ve işlenmiş bitkisel protein gibi phyto-östrojen yönünden zengin gıdalar HDL seviyelerini yükseltir.
6. Hidrojene yağ ve hidrojene nebati yağ gibi trans yağ asitlerinden uzak durun.
7. Şeker ve işlenmiş un gibi kolesterol ve trigliserit değerlerini yükselten işlenmiş karbonhidratlardan uzak durun.
8. Yumurta sarısı, böbrek, ciğer ve beyin gibi kolesterol kaynağı besinlerden uzak durum.
9. Tam yağlı peynir, süt ve krema gibi gıdaları tüketmeyin.
10. Alkol kullanımını azaltın. Her ne kadar her gün bir ya da iki kadeh şarap ya da bira içmenin HDL değerlerini arttırdığı bilinse de, sadece bu amaç için alkol kullanmak doğru değildir. Alkollü içecekler ilaç değildir.
11. Düzenli olarak spor yapın. Yürüyüş, koşu, aerobik ya da yoga… Sevdiğiniz sporu günaşırı yapmak sizi her yönden daha sağlıklı kılar.

Düşük Kolesterollü Gıdalar

Lif yönünden zengin gıdalar tüketmek kolesterolünüzün düşmesine yardımcı olur. ‘Çözülebilir lif’ adı verilen cins lif kolesterolün düşmesini, kolesterolü kan dolaşımına girmeden vücuttan atarak sağlar. Çözülebilir lif yönünden zengin gıdalar yulaf kepeği, kuru fasulye, nohut bazı meyveler ve karnıyarık otu ya da sinirli ot olarak bilinen otun tohumlarıdır. Bu tohumlar lif destek tableti Metamucil’in de ana maddesini oluşturur. ‘Beta-glukan’ adlı çözülebilir lif çoğu tahılda bulunmakla birlikte en çok arpada bulunur. Tamamlayıcı gıda kapsüllerinde bulunmayan beta-glukan yönünden zengin bir beslenme biçimi için arpa gevreği ve arpa unu kullanımı arttırmak, pirinç ve buğday yerine ise frenk arpası kullanılması tavsiye edilir.
Güne lif yönünden zengin bir kahvaltı ile başlayın. Örneğin yulaf ezmesi, tam tahıllı muffin ve meyve. Çözülebilir lif yönünden zengin gıdalar kolesterol değerlerini, özellikle deLDL’yi düşürme konusunda çok önemli bir görev üstleniyorlar. Esmer pirinç kepeği ve yulaf kepeği de oldukça faydalı. Kahvaltı, lifli gıdalarla beslenmek için önemli bir öğün ve araştırmalar düzenli olarak kahvaltıyı atlamanın yüksek kolesterolün nedenlerinden biri olduğunu gösteriyor. İçerdiği karnıyarık otu tohumlarından dolayı çözülebilir lif içeren kahvaltılık gevreklerin tüketimi de kolesterol seviyelerini kontrol altında tutmak için uygun bir yol. Karnıyarık otu ağırlıklı bir gevreği tam yulaflı bir gevrekle karıştırmak ise kolesterolü düşürmek için daha da etkili bir yol. İdeal bir gevrek porsiyon başına en az beş gram lif barındırmalı.  En faydalı kahvaltılık gevrekler ise yulaf ve pirinç gevrekleridir. Çözülebilir lif kolesterolden oluşan safra asitlerinin sistem dışına atılmasını, dolayısıyla vücudumuzun daha az kolesterol absorbe etmesini sağlar. Çözülebilir lif yulaf, baklagiller ve elma, armut, portakal ve havuz gibi birçok meyve ve sebzede bulunur. Lifli gıda tüketiminizi aniden arttırmak, vücudunuza yeni beslenme tarzınıza uyum sağlaması için zaman vermek de unutulmamalı.
Her gün mutlaka beş porsiyon sebze ve meyve tüketin. Örneğin kahvaltıda bir meyve, öğle yemeğinde bir sebze ve bir meyve, akşam yemeğinde ise salata ile sebze yemeği. Meyve suyunun yerine bütün meyveyi –mümkünse kabuğuyla- yemeyi tercih edin. Meyve suyu, meyvenin lifini içermediği için meyve yemek kadar yararlı olamaz. Baklagilleri haftada en az üç kez tüketin. Soya proteinini de unutmamak gerekir. Soya sütü, tofu ve işlenmiş soya proteini dahi oldukça yararlıdır. LDL kolesterolü azaltmak için üzüm de oldukça önemli bir gıda. Üzüm, kabuklarındaki flavonoid oranı ile doğru orantılı olarak kötü kolesterolü azaltır. Flavonoid kaynağı bir başka gıda da portakal suyudur. Son çalışmalar, düzenli olarak günde ortalama üç bardak portakal suyu içmenin HDL kolesterolünüzü (iyi kolesterol) yükselttiğini gösteriyor. Bazı portakal suları kolesterol düşürücü lif yönünden de zengindir. Tekli ve çoklu doymamış yağlar da önemli kolesterol düşürücülerdendir. Dolayısıyla, doymuş yağ içeren gıdalardan uzak durarak doymamış yağlara yönelmeliyiz. Zeytinyağı, ayçiçek yağı, mısır özü yağı, üzüm çekirdeği yağı ve soya yağları gibi saf bitkisel yağlar, margarin ve bazı sebzeler çoklu doymamış yağlar yönünden zengindir. Tekli doymamış yağlar ise zeytinyağı, avokado, fındık ve çekirdekte yüksek miktarda bulunur.
Soya ürünleri, içerdikleri isoflavon maddesi sayesinde kolesterol düşürür. Yapılan araştırmalar, yüksek kolesterollü bireylerin günlük 25 gr. soya proteini almalarının kolesterol değerlerinde düşüş sağladığını göstermiştir.
Kolesterolle savaştaki en önemli cephanelerimizden biri de sarımsak. Çiğ ya da pişmiş halde tüketilen sarımsak karaciğerin kolesterol üretimini azaltan bileşimler içeriyor. Çalışmalar, yoğun olarak soğan ve sarımsak tüketen bireylerin tüketmeyenlere kıyasla daha düşük kolesterol seviyeleri olduğunu ortaya koyuyor. Kırmızı biber, shiitake mantarı ve kayısı da kolesterolle mücadelede öne çıkan diğer yiyeceklerden. Shiitake mantarı ile ilgili ufak bir araştırma, haftada bir 2/3 tabak taze shiitake mantarı yiyen kadınların kolesterollerinde yüzde 9 ile 12 arasında bir düşme olduğunu gösteriyor. Havuç da barındırdığı bir nevi çözünebilir lif olan kalsiyum pektat sayesinde kolesterolü düşüren sebzelerden. Oldukça yeni bir çalışma, her gün bir havuç yiyen kişilerin kolesterollerinin üç hafta içinde yüzde 11 düştüğünü gösteriyor.
Doğal antioksidanlar, A ve C vitaminleri yönünden zengin gıdaları tercih edin. C vitamini yönünden zengin gıdalar tatlı kırmızı biber, kavun, tatlı yeşil biber, papaya, portakal, greyfurt suyu, brokoli, brüksel lahanası ve çilektir. Ayçiçeği çekirdeği, ceviz, badem, yer fıstığı, buğday tohumu, soya fasulyesi, buğday tohumu yağı ve soya yağı ise E vitamini yönünden zengin besinlerdir. Keten tohumu yağı gibi omega 3 yağı asitleri açısından zengin besinler de sizi yüksek kolesterolden koruyacaktır. C ve E vitaminleri, beta karoten, pantetin krom ve bakırın da kolesterol düşürücü etkileri bilinmektedir.  Likopen içeren gıdalar da kolesterolün dengelenmesinde önemli bir rol üstlenirler.

Kolesterolünüzü Düşüren 10 Temel Besin

1. Tam tahıllı ve yulaflı gıdalar: Beş yıl süren bir insülin direnci ve damar tıkanıklığı araştırması tam tahıllı gıdalar tüketen bireylerin atardamar duvarlarının oldukça ince olduğunu ve damar sertleşmesi risklerinin minimum düzeyde olduğunu göstermiştir. 
2. Yaban mersini: İçinde bulunan pterostilbene adlı bileşimin, kolesterol düşürmede birçok yan etkisi olan kolesterol düşürücü ilaçlar kadar etkili olduğu saptanmıştır.
3. Fıstık, Ceviz ve Badem: A.B.D.’de bulunan Penn State Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma düzenli olarak fıstık yemenin LDL (kötü kolesterol) değerlerinin düşmesine yardımcı olduğunu gösterdi. ‘Journal of the American College of Cardiology’ (Amerikan Kardiyoloji Üniversitesi Dergisi) isimli bilimsel dergide yayımlanan araştırma, yağlı bir yemekten sonar tüketeceğiniz cevizin kalp salığınızı koruduğunu ve kuru yemişlerdeki antioksidan ve omega 3 yağlarının doymuş yağların neden olduğu damar rahatsızlıkları riskini azalttığını gösterdi.
4. Avokado, Zeytin ve Zeytinyağı: Bir avokadonun içinde bulunan 30 gram  yağın 26 gramı kalp dostu doymamış yağ. Bu yağlar HDL (iyi kolesterol) değerlerinizin yükselmesini sağlar. Avokado, zeytin ve zeytinyağındaki iyi yağlar kalp ve şeker hastalıklarına karşı sizi korur. Akdeniz tarzı beslenme alışkanlığı, bu konuda size iyi bir rehber olacaktır. 
5. Keten tohumu yağı: Keten tohumu yağının yüksek kolesterollü erkeklerde tansiyonu düşürdüğü saptanmıştır. Her gün 8 gram omega-3 serisi yağ asitlerinden alfa linolenik asit ihtiva eden keten tohumu yağı takviyesi alan orta yaşlı 59 erkeğin incelendiği üç aylık bir araştırmada ise keten tohumunun büyük ve küçük tansiyonu düşürdüğü gözlenmiştir.
6. Yüzde 100 kızılcık-üzüm suyu: Antioksidan yönünden zengin olan üzüm LDL kolesterol oksidasyonunu yavaşlatırken kızılcık HDL kolesterolü yükseltir.
7. Balık ve balık yağı: Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin yaptığı araştırma dokuz hafta boyunca balık yağı açısından zengin gıdalar tüketen tip 2 diyabet hastalarının vücutlarındaki çeşitli lipoprotein türlerinin (kolesterol) sayı ve yoğunluğunun azaldığını tespit etmiştir.
8. Siyah soya fasulyesi: Yapılan çalışmalar, siyah soya fasulyesinin obeziteyi önlediği, LDL kolesterolü düşürdüğü ve tip 2 diyabet riskini azalttığını gösteriyor.
9. Nar suyu: Yapılan bilimsel çalışmalar nar suyunun kolesterol plaklarının büyümesini azaltan ve damar sertleşmesini azaltan nitrik oksidin üretimini arttırdığını gösteriyor.
10. Probiyotik yoğurt: Yapılan araştırmalar probiyotik adını verdiğimiz canlı aktif kültürleri barındıran yoğurtlarda bulunan Lactobacillus Acidophilus ve Lactobacillus Reuteri adlı probiyotiklerin kolesterolü düşürdüğünü gösteriyor.

Kolesterol Düşürücü Besinler, Bitkiler

Kolesterol Düşüren Besinlerin Listesi 

Aşağıdaki listede kolesterolü düşüren besinlerin ve bitkilerin listesini bulabilirsiniz. Bu listeyi günlük yaşantınızda kolesterolünüzü dengede tutmak için kullanabilirsiniz
- Yulaf Ezmesi
- Keten Tohumu içeren gıdalar
- Tüm meyveler, özellikle kuşüzümü, üzüm, çilek, dut, ahududu, narenciye meyveleri ve elma
- Ceviz, soya fıstığı, zeytin
- Bezelye ve mercimek
- Mısır
- Soya ürünleri
- Buğday Ekmeği
- Tüm sebzeler, özellikle soğan, pırasa, ıspanak, havuç, enginar, avokadı ve brokoli
- Balık çeşitlerinden somon, kılıç balığı, turna ve alabalık
- Zeytin ve zeytinyağı ürünleri 

Normal Kolesterol Değeri Nedir ?

Kanımızdaki toplam kolesterol miktarı 3.6 mmol/L ile 7.8 mmol/L arasında değişir. İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) 6 mmol/L’nin üzerindeki değerlerin yüksek olduğunu ve damar hastalıkları  riskini de beraberlerinde getirdiğini belirtiyor. İngiltere Sağlık Kurumu, son araştırmalara göre hedefin 5 mmo/L’nin altında seyreden değerler olduğunu açıkladı. Ne yazık ki, İngiltere’deki yetişkinlerin üçte ikisinin kolesterol düzeyi 5 mmo/L’nin üzerinde. Bu değer erkeklerde 5,5 kadınlarda ise 5,6 ortalamasında seyrediyor.
 İşte mg/dL (miligram/desilitre) ve 5mmol/L (milimol/litre) bazında bazı kolesterol değerleri ve tıbbi açıdan yorumlanışları:
.       İdeal: 200 mg/dL’nin altı
·       Yükseklik sınırında: 200 - 239 mg/dL arası
·       Yüksek: 240 mg/dL ve üzeri
·       İdeal: 5 mmol/L’den az
·       Biraz yüksek kolesterol seviyesi: 5 - 6.4 mmol/L  arası
·       Ortalama yüksek kolesterol seviyesi: 6.5 - 7.8 mmol/L arası
·       Çok yüksek kolesterol seviyesi: 7.8 mmol/L’nin üzeri

Kolesterolümü ne sıklıkla ölçtürmeliyim?

Sağlıklı bireylerin kolesterollerini beş yılda bir ölçtürmeleri tavsiye edilir. Ailesinde kolesterol sorunu bulunan risk altındaki kişilerin bir iki yılda bir test yaptırmaları yeterli olacaktır. Kolesterol tedavisi gören kişilerde ise bu sure iki üç aya dek inebilmektedir.
Uzmanlar LDL’nin olabildiği kadar düşük seviyelerde olmasını öneriyor ve LDL kolesterolünüz yükseldikçe kalp krizi riskinizin de yükseldiğinin altını çiziyor. Konuyla ilgili eski araştırmalar 35 mg/dL’nin altındaki HDL seviyesini düşük bulurken günümüzde HDL’in minimum 40 mg/dL olması öneriliyor ve 40 mg/dL’nin altında HDL kolesterol seviyesine sahip bireyler sağlıksız olarak kabul ediliyor. Kalp hastalıklarını önleyecek HDL oranı ise 60 mg/dL. Uzmanlar, ideal trigliserit seviyesini için de kısa sure öncesine dek 200 mg/dL’yi önerirken artık trigliseritin 150 mg/dL’yi aşmaması doğru bulunuyor.
Kaynak:
http://www.kolesterolnedir.com/






Diş ve Coumadin

Merhabalar, 2012 Şubat ayından beri Coumadin kullanıyorum.3 seneyi geçtim (2015 yılında yazmıştım).Nice yıllara insallah :) Genel o...